Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
28 yıl geçti ama Çernobil unutulmadı!
27 Nisan 2014 Pazar 17:05:00 / Rize Haber
26 Nisan 1986’da yaşanan Çernobil faciasının etkileri 28 yıl geçmesine rağmen hala tartışılırken, Derelerin Kardeşliği Platformu da bir basın açıklaması yayınladı.
09:57 Organik Serbest Bölge Limanı Projesi için her şey hazır10:273. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı Yapıldı13:17Rize- Artvin Havalimanı`nda Pist Dolgusuna Geçildi12:59Bir Bu Eksikti. Rize ile Artvin arasında anlaşmazlığa yol açtı.22:52 Sahil Güvenlik Rize’de Turizm İşletmelerini Bilgilendirdi12:38 Devlet teşkilatında yeniden yapılanma12:24Boğazında Allah Yazan Çocuğu Görenler Şaşırıyor12:43Başkan Karadağ Güven Tazeledi12:41Hançeroğlu: `ÇAYKUR Türkiye`nin Markası ve Değeridir`12:42Köseoğlu, Çocuklara Yönelik Artan İstismarları Eleştirdi12:35Devam Eden projeler İvedilikle Bitirilmelidir12:16RTSO Meclis Başkanı Cevahir `Hedef 2023`12:40 Oğullarının Tazminatını 11 Yılda Alamadılar11:19Yol Genişleyince Elektrik Direği Yolun Tam Ortasında Kaldı


 Derelerin Kardeşliği Platformu Sözcüsü Ömer Şan, “Ülkemizin Bütün Vadilerinde Kanserli Bir Tümör Yayılan HES’ler, Enerji Nakil Hatları ve Yüksek Gerilim Tesisleriyle Günümüzün Çernobil’idir” dedi.

“Çernobil Unutulmaz, Unutturulmaz” ifadlerini kullanan Şan, yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

Kamuoyunda ‘Çernobil Felaketi’ olarak bilinen, Ukrayna’nın Çernobil kentindeki Nükleer Enerji Reaktörünün patlamasıyla, 26 Nisan 1986’da, büyük bir nükleer facia yaşanmış; adına ‘radyasyon’ denen ‘ölüm bulutları’, sadece insan yaşamını değil, tüm canlıları ve gelecek nesilleri, doğal yaşam koşullarımızı tehdit ederek, ölümcül sonuçlar doğurmuştu.
Yani 28 yıl önce bugün, insan kendi kendine ölüm kusmuştu!
Dünyanın çeşitli bölgelerinde ve ülkemizde hazırlanan çeşitli bilimsel veri ve raporlara göre ‘Çernobil Felaketi’nin bu etkileri hala yaşamı etkilemeye devam ediyor!
Yani Çernobil hala öldürüyor!
Özellikle Doğu Karadeniz’in hemen her evinde Çernobil’in etkileriyle kanser ölümleri yaşanmaya, çocuklar sakat doğmaya, insanlar kanser hastalıklarıyla mücadeleye devam ederken Çernobil’i unutabilir, unutturabilirler mi?
Bu facianın yaşattığı felaket hala insanlarımızın genlerinde geleceğiyle oynamaya devam ediyor…
Aradan geçen 28 yılda, yurdumuz insanı ve özellikle de Karadeniz insanı Çernobil’i unutmadı, unutmayacak ve unutturmayacak!..
Bu felakete karşın insanlarımızı ‘enayi-aptal’ yerine koyan, yaşamı umursamadan, gerçekleri saklayarak, bilim ve hukuku baskı altına almaya çalışan siyasetçiler, kamu yöneticileri ve hatta bilim insanlarını da unutmadık, unutmayacağız!
Yaşanan felaket sonrasındaki tüm uyarı ve tepkilere kulak asmayan, gerçek dışı rapor ve açıklamalara imza atarak, bizleri yanılttığını sananları da unutmadık!
İsimleri, söyledikleri, pozları, yalanları ve imzaladıkları sahte raporlar aklımızda ve arşivlerimizde çivi gibi çakılı duruyor…
Bugün de aynı durum yaşanıyor! Bugün de aynı anlayış, aynı kafa, aynı vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinlik devam etmektedir!
Bugün hala Çernobil’in bu etkilerini saklayarak, Çernobil’i aklamak için oluşturulan komisyonlarda, ülkemiz ve bölgemizdeki kanser vakalarındaki artış ve çeşitliliğin ‘psikolojik’ sonuçlara, farklı etkenlere bağlanması, aynı aldatmacanın devam ettiğinin en açık göstergesidir!
Fukuşima’dan Ders Çıkarmak Yerine…
Daha 3 yıl öncenin Mart ayında, Fukuşima’da yaşanan nükleer felaketin etkileri de hala insanların üzerinde dolaşırken; Dünyanın birçok ülkesi nükleer projelerden vazgeçerken; ülkemizdeki nükleer dayatma konusunda yaşanan gelişmeler, bu vurdumduymazlık, aymazlık ve pişkinliğin en açık göstergesidir.
Bu dayatmacı zihniyet; nükleer konusunda yanlış yaptıklarını, yanıldıklarını kaydederek dünyadan özür dileyen Japon Başbakanı’nın açıklamalarına karşın; nükleer santralleri ‘evdeki tüp gaz’ boyutuna indirgeyerek; Sinop’tan, Mersin’e ve Trakya’ya kadar doğal yaşam alanlarımıza nükleer santral yapmak için direnmekte ve savunmaktadır!
Erivan’daki Nükleer Tehlike!
Bütün bu yaşananlar, dayatma ve tehlikelerin etkisi, vurdumduymaz tavrı ve saldırganlıkları devam ederken; hemen yanı başımızdaki, Çernobil’in bir benzeri olan Erivan’daki Metsamor Nükleer Santralini de aynı tehlike beklemektedir.
Yıllardır, patlamaya hazır bir bomba gibi hemen ülkemiz ve yaşam alanlarımızın etki sınırlarında bulunan Metsamor Nükleer Santralinde yaşanan sızıntılar, özellikle Doğu Bölgelerimizde etkisini göstermiş ve tehlike boyutunda ölçümler yapılmıştır.
Yaşam Alanlarımıza Topyekûn Saldırı!
Bütün yaşananlara karşın bu tehlike göz ardı edilerek, neredeyse hiçbir önlem alınmazken; yaşamın vazgeçilmezi sularımız, derelerimiz, vadilerimiz, doğa ve bütün bunların ayakta tuttuğu, var ettiği yaşam alanlarımız, siyasi iktidarların, yerli ve uluslararası şirketlerin topyekûn saldırılarıyla karşı karşıyadır…
Başta Doğu Karadeniz olmak üzere, yurdumuzun bütün bölgelerindeki doğal yaşam alanlarına geri dönüşümsüz zararlar vererek, yaşamı tehdit etmekte olan Hidroelektrik Santralleri (HES’ler) de bizim için Çernobil, Fukuşima ve Metsamor’dan farklı değildir!
Enerji adı altında sürdürülen emperyalist çıkar ve paylaşım hesapları bu kez HES’ler üzerinden yaşamı tehdit etmekte; sularımız, vadilerimiz ve derelerimiz, kısacası tarihi, sosyal ve kültürel değerlerimizi barındırdığımız doğal yaşam alanlarımız rant ve çıkar hesapları ile yağmalanmaktadır.
Vahşi kapitalizmin doymak bilmeyen kar hırsı için, damarlarımızdaki kan gibi topraklarımıza can veren sularımız, derelerimiz ve vadilerimiz HES projeleriyle katlediliyor…
HES’lerin yanında termik santraller, maden aramaları, taşocakları ve sanayi atıklarıyla doğal yaşam alanlarımız zehirleniyor, ciğerlerimiz gibi koruduğumuz ormanlarımız, alın terimizle üreterek var ettiğimiz meralar ve tarım alanlarımız yağmalanıyor…
Yaşam alanlarımıza dayatılan HES’ler için yargı kararları, halk tepkisi, bilimsel rapor ve uyarılar dikkate alınmamakta, yok sayılmaktadır.
Yüksek Gerilim Tehlikesi!
Projelendirme aşamasından, yapım çalışmalarına ve üretim aşamasına kadar verdiği geri dönüşümsüz zararların yanında, üretim aşamasındaki yüksek gerilimli enerji iletim hatları ile de canlı yaşamı olumsuz yönde etkileyecek olan bu projelerin etkileri, Çernobil’in etkilerini aratmayacaktır!
Yıllardır gündeme getirmemize ve uyarılarımıza karşın, HES’lerdeki ‘yüksek gerilimli’ enerji nakil hatları, üretilen enerjinin ulusal dağıtım ağına aktarılması için oluşturulacak şalt sahaları ve yüzlerce kilometreyi bulan, yaylalarımızı, tarım alanlarımızı, yaşam alanlarımızı ve hatta kentlerimizi sarmalayacak yüksek gerilim hatları görmezden gelinmektedir!
Oysaki bu tesisler ve yüksek gerilim hatlarının, Çernobil benzeri kanser vakalarının tetikleyicisi olduğu hazırlanan çeşitli bilimsel raporlarla defalarca ortaya konulmuştur!
Bu projelere imza atanları; geliştirerek türlü aymazlıklar ve sahte raporlarla, bilim dışı gerekçelerle insanlarımıza, yaşam alanlarımıza dayatanları da hiçbir zaman unutmayacağız!
Mücadeleye Devam…
Enerji açığı gibi çeşitli bahanelerle geliştirilen bu tür rant projeleriyle ülkemizin tüm akarsuları, yeraltı ve yerüstü varlıklarını sermayenin, vahşi kapitalizmin hizmetine sunuluyor.
Siyasal iktidar, süreci hızlandırmak için bütün hukuksuzluklar ve yasa tanımazlıkların yanında yasaları değiştiriyor, yöre halkı ve şirketler arasında devam eden mücadelede şirketlerin yanında saf tutup, halka sırtını dönüyor. Köylülerimize biber gazı, cop ve tazyikli sularla saldırılıp, ‘bir avuç çapulcu’, vatan sevmez ve terörist yaftalamalarıyla suçlanıyor!
Bu zor koşullar altında bile su, toprak ve yaşam mücadelesi veren yaşam savunucuları ve köylüler teslim olmuyor. Her gün daha da güçlü bir şekilde yan yana geliyor, örgütleniyor, mücadele ediyor.
Ülkemizde yeni Çernobiller ve Fukuşimalar yaşanmaması; Erivan’da, yanı başımızdaki tehlikeye bir kez daha dikkat çekerek derelerimizin, vadilerimizin, sularımızın emperyalist çıkar ve paylaşım hesaplarına alet edilmemesi, suyun ticarileştirilmemesi için yurt genelindeki bütün bileşenlerimizle birlikte mücadelemizi yılmadan, dayanışma ve bütünlük içerisinde sürdürmekte kararlıyız.
Bu mücadelede aynı dili konuşarak, aynı söylemlerle paydaş mücadele verdiğimiz bütün oluşum ve topluluklarla omuz omuza olmaya devam edeceğiz!
Yurtsuzlaştırılıyoruz!
HES projeleriyle, Termik Santrallerle, Güvenlik Amaçlı Sınır Barajlarıyla, Nükleer Santrallerle, Maden Aramaları ve Taşocaklarıyla; Elektrik, Mera, Kıyı ve Orman Kanunlarıyla insanca yaşam hakkımız elimizden alınarak, hayatlarımız sermaye sahiplerinin insafına teslim ediliyor. Atalarımızın, dedelerimizin yüzyıllardır koruyup kolladığı, bizlere gelecek nesillere aktarmak üzere emanet ettiği yaşam alanlarımızdan göçe zorlanarak yurtsuzlaştırılıyoruz…
Gıdalarımızın genleriyle oynadıkları gibi doğal yaşam alanlarımız, vadilerimiz, yaylalarımız, derelerimiz ve yaşamlarımızın, yasaların, hukuk ve demokrasinin de genleriyle oynayarak vahşi kapitalizmin tüketime endeksli rant hesaplarına zemin hazırlıyorlar!
Ve biz, bütün bunların karşısında bilime dayalı, akılcı ve insancıl yaşam hakkımız olarak, doğal yaşam alanlarımıza verilmek istenen geri dönüşümsüz zararları önlemek için HES projeleri başta olmak üzere bütün bu projelere karşı demokratik ve hukuksal mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.
Çernobil’in etkilerini halkımızdan saklayan, HES projelerini dayatmacı bir zihniyetle, aynı Çernobil’de olduğu gibi üzerimize salan bütün siyasileri, kamu görevlilerini, bürokrat ve sözde bilim adamlarını bir kez daha kınıyor ve protesto ediyoruz.
Çernobil’in etkileri ve Fukuşima’da yaşanan felaketler sonucunda yaşamlarını kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı, hastalıkla mücadele edenlere de acil şifalar dilerken; Metsamor Nükleer Santraline bir kez daha dikkat çekiyoruz.

Bu haber 989 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
Sağlık
Hemşin Su Sporları Şenliğinde “Akılcı Antibiyotik Kullanımı” etkinliği
Rize İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gereksiz ve yanlış antibiyotik kullanımının azaltılması amacıyla, Hemşin Kültür Sanat ve Tulum Festivalinde “Akılcı Antibiyotik Kullanımı” etkinliği gerçekleştirildi
Yorum : 0
Rize Haber
Organik Serbest Bölge Limanı Projesi için her şey hazır
Dünya’da eşi benzeri olmayan örnek bir projenin Rize’de hayata geçirilmesi için çalışmalar hızlandırıldı.
Yorum : 0
Rize Belediyesi
Başkan Kasap’tan Kpss (Kamu Personel Seçme Sınavı) Mesajı
Rize Belediye Başkanı Prof. Dr. Reşat Kasap KPSS (Kamu Personel Seçme Sınavı) için bir mesaj yayınladı. Mesajında:
Yorum : 0
Rizespor
Ç.Rize Hazırlık Maçında Farka Gitti 3-0
Çaykur Rizespor, Slovenya`da oynadığı ilk hazırlık karşılaşmasında Hırvatistan`ın Prva HNL Lig takımlarından NK Istra 1961`yı 3-0 mağlup etti.
Yorum : 0
Rizespor
`Bu Sene Ligden Düşmeyeceğiz`
Slovenya`da takımıylas kampta bulunan Çaykur Rizespor`un genç oyuncusu Emirhan iddialı açıklamalarda bulundu
Yorum : 0
Sağlık
Rize İl Sağlık Müdürlüğü Su Konusunda Uyardı!
Havaların ısınması ve yağmurlarda artmasıyla son günlerde Rize ve civarında içme suyuyla buluşabilen hastalıklarda kısmi artışların yaşandığı belirtilerek vatandaşlar uyarıldı.
Yorum : 0
Pazarspor`da imza şov devam ediyor 21 Temmuz 2018 Cumartesi 11:08:00
Yeni Transferler Sağlık Kontrolünden Geçti 21 Temmuz 2018 Cumartesi 10:59:00
Armand Traore Artık Rizespor’ da 21 Temmuz 2018 Cumartesi 10:51:00
İbrahim Üzülmez: Transferler bir an önce bitmeli! 21 Temmuz 2018 Cumartesi 10:42:00
`Panik yok Vedat var!` 21 Temmuz 2018 Cumartesi 10:37:00
GÜNÜN YAZARLARİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
 Çaykur` un Atölyeden 46 Fabrikaya Uzanan Üretim Yolculuğu
ÇAYKUR, ilk çay fabrikası olan Merkez Çay Fabrikası`nın kurulduğu 1947`den bugüne geçen süreçte fabrika sayısını 46`ya çıkardı
 `Liman sahasında futbol sahası kente ihanettir`
Rize Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi ve Riport Yönetim Kurulu Başkanı Asım Çillioğlu, Rize Limanı`nın genişleme sahasında yapılması planlanan futbol sahasının kente ihanet olduğunu söyledi.
 Devlet teşkilatında yeniden yapılanma
Seçim bitti ama asıl iş yeni başlıyor. 24 Haziran seçimleri ile birlikte yeni bir döneme girdik. Devlet Teşkilatında yeni bir yapılanmaya gidiliyor. Dünya da yaşanan gelişmelere paralel olarak böyle bir yapılanma gereklilik halini aldı. Dünya endüstri 4.0`ı yaşıyor. Hibrit savaşı yaşıyor. Küresel rekabet ve teknolojik gelişmeler yeni devlet yapılanmalarını ve yeni stratejileri zorunlu kılıyor. Türkiye yeni bir döneme giriyor. Ortadoğu yeni bir döneme giriyor. Dünya yeni bir döneme gidiyor ve büyük bir rekabete sahne oluyor.
 Istanbul`a Ocaklı Başkan
Ülkü Ocaklarından yetişen Okan Ertorun MHP İstanbul il başkanlığına aday oldu
FOTO GALERİ
İzlenme 3484
İzlenme 8125
İzlenme 5799
İzlenme 6549
VİDEO GALERİ
İzlenme 5430
İzlenme 5653
UZMAN GÖRÜŞÜ
Rizehaber.Org sadece internet üzerinden yayin yapmaktadir. Tüm Haklari Sakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım : Rizedeyiz.Com © 2008 | Yazılım : Rizedeyiz Bilgi İşlem - Rize Toplu Mesaj - Ajans53 Sigorta - Rize Kız Öğrenci Yurdu