Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
2015`in Başbakanı Numan Kurtulmuş (mu)
22 Mayıs 2012 Salı 11:50:58
Abdullah Gül`ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden evvel Türkiye`de, Erdoğan`ın Cumhurbaşkanı olma isteği, Cumhurbaşkanı olduktan sonra Ak Parti`nin başına kimin geçeceği kamuoyu tarafından tartışılmaya başlandı. Abdullah Gül`ün Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra yapılan referandumla anayasa değiştirildi ve Cumhurbaşkanlığı görev süresinde ve seçilmesinde değişiklikler yapıldı. Yapılan düzenlemeyle de Abdullah Gül`e ikinci kez Cumhurbaşkanı olma yolu kapatıldı.

 

 

Yeni bir anayasa yazılma sürecini yaşadığımız şu aylarda, Cumhurbaşkanlığı seçimine aylar kaldığı şu dönemde Erdoğan’ın köşke çıkma isteği ve Ak Parti’nin akıbeti daha ciddi bir şekilde tartışılmaya başlandı. Kısa zaman aralıklarla bazı yazarlar 2014 kehanetlerinde bulunuyor, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olması halinde partinin başına kimin geçeceği, başbakan kimin olacağı konusunda fikirler paylaşıyorlar.

Refah Partisi’nin kapatılmasından sonra medyanın Erdoğan’ı nasıl hazırladığını hatırlayın. 2002 yılında Ak Parti’nin iktidara gelmesinin birden fazla sebebinin olmasıyla birlikte en büyük neden basının sonsuz desteğiydi. Dolayısıyla, 2014 sonrasını bende değerlendireceğim ama benim yazım kehanet olarak değerlendirilemez. Ben yazımda basının konumuzla ilgili refleksini tahlil edeceğim.

Son zamanlarda Yeniçağ Gazetesi yazarı Ahmet Takan çok önemli yazılar kaleme alıyor. Ahmet Takan’ı önemsediğim ve bilgisine güvendiğim için editörlüğünü yaptığım Nabız Gazetesi medya sayfasında bazı yazılarını sizlerle paylaşıyorum.

Ahmet Takan, kulisleri iyi takip eden ve AK Parti camiasını ve camianın kliklerini iyi tanıyan bir isim. Yeniçağ gazetesine geçmeden evvel Erdoğan’a ve Gül’e yakınlığıyla bilinir.

Abdullah Gül ile Erdoğan’ın arasının iyi olmadığını artık bilmeyen yok. Aralarının iyi olmadığından kastımız istikbalde ki siyasetin değişkenliği üzerinde ki fikir ayrılığını kastediyorum. Siyasetin istikbalde ki şekillenmesiyle ilgili Erdoğan’la aynı paralelde düşünmeyen diğer bir isimde Bülent Arınç. Başbakan’ın yaptığı açıklamalara ters düşen açıklamalarıyla hatırlıyoruz kendisini. En son dershanelerin kapatılıp kapatılmayacağı hususunda fikir ayrılığına düştüler ve aralarında ki anlaşmazlık daha bariz bir biçimde görülür oldu. Arınç, cemaate yakın durmayı tercih eden bir isimdi. Erdoğan’ın ise cemaatle arasın limoni olduğu artık yazılıp çizildiği için herkesin malumu. Arınç, cemaatten olumlu sinyal alamamış olacak ki son zamanlarda kendisine bağlı olan Anadolu Ajansında, cemaatin hoşuna  gitmeyecek, hatta kızdıracak bir takım uygulamalara girişti.  

Ahmet Takan “Davutoğlu’nun tutuklu istihbaratçılar yorumu: “Bu süreçte yaşanır”...  başlıklı yazısında enteresan bir bilgiyi, derin bir kavganın kilometre taşlarını ve esrarengiz bir toplantıyı bizimle paylaşıyor; “AKP içinde 20’den fazla milletvekili bir süre önce, Ankara Mithatpaşa Caddesi’nde bulunan TBMM Mustafa Necati Kültür Evi’nde bir toplantı yaptı. Toplantıya bazı AKP’li eski milletvekilleri de katıldı. Toplantıda, ağırlıklı olarak milletvekilleri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine yönelik ilgisizliğini ele aldı. Milletvekilleri “Başbakan bizi hiç dinlemiyor. Önerilerimizi, taleplerimizi göz ardı ediyor, bizleri dikkate almıyor” eleştirisi yaptı. AKP’li milletvekilleri toplantıda partiden ayrılıp ayrılmamayı da tartıştı. Vekiller ayrılma durumunda seçenekleri masaya yatırdı ve CHP ve MHP dışında bir partiye katılma konusunda ağırlıklı mutabakata vardı. AKP’li mebuslar, “sayılarının 20’den fazla olması nedeniyle katılacakları partinin TBMM’de grup oluşturma avantajı yakalayacağını, bu nedenle belirlenecek partiye elleri güçlü gideceğini” değerlendirdiler.

 


AKP’den bir kulis de Bülent Arınç cephesinden. Dost sohbetinde Arınç’a “üçüncü dönem bitince siz de seçilemeyeceksiniz. Partide birçok isim gidecek. Ne olacak” diye sormuşlar. Bülent Arınç da aynen şu cevabı vermiş;  “Olur mu öyle şey. Ona mutlaka çözüm bulacağız. Partiyi çoluk çocuğun eline bırakacak değiliz ya!..”

Numan Kurtulmuş’un Akşam Gazetesine verdiği “Başbakan hedefte, sert olmazsa gider” başlığıyla yayımlanan demecini  “AKP’nin son fotoğrafı” başlıklı yazısında değerlendiren  Erdoğan ve Gül’ün eski ahbabı Ahmet Takan konuyu şöyle analiz etmişti; “Kurtulmuş da Akşam gazetesine ANAR’cı İbrahim Uslu’dan üç gün önce, “Başbakan hedefte, sert olmazsa gider” başlıklı demeç vermişti. Numan Kurtulmuş, ne demişti? “Başbakan sert gidiyor ama bu davranışında haklı. Aksi halde kendisi gider bunu biliyor. Çünkü doğrudan hedef kendisi. Sistemi değiştirme konusunda iktidar partisinin bahanesi yok. Temel eleştirimiz burada. Milletin diliyle konuşarak iktidara geliyor ama bir süre sonra devletin diliyle konuşmaya başlıyorlar. 12 Eylül’ün baskıcı ve güce dayalı devlet yapısında, iktidar gücünü ele geçirenler ’bu güç hazır şimdi bizim elimizde, biz kendi elimizde bu gücü daha iyi kullanırız’diyor. Rahmetli Menderes ve Özal’la kıyasladığınız zaman AKP iktidarı, hiçbir iktidara nasip olmayacak büyük bir güce sahip. Uluslararası konjonktür de ciddi şekilde AKP hükümetlerinin lehine işledi. Ama ne yazık ki, sürekli bahaneler üretilerek bugüne gelindi.”
Uzun süredir suskun kalan ve derin bir sessizliğe gömülen Numan Kurtulmuş’a ve medya atağına dikkat!..
Kurtulmuş, bugünlerde yakın çevresi ile okyanus ötesine gidip bazı temasların(!) ne kadar faydalı olup olmayacağını tartışıyor.

Numan Kurtulmuş’u Saadet Partisi’nden uzaklaştıran Oğuzhan Asiltürk’ün son günlerdeki çıkışlarını bir de bu açıdan değerlendirin.”

Erdoğansız bir oluşum arayışı içinde olunduğu artık şüphe kaldırmaz bir gerçek. En yakın dostları, hareketi beraber kurduğu isimler farklı arayışlar içerisinde ve Erdoğansız bir siyasi hayatın çalışmasını yapmaktalar. Gizli toplantılar, görüşmeler, planlar ve programlar. Ve tüm bu çalışmalar  Erdoğan’ın en yakın arkadaşları Gül ve Gökçek’in himayesinde yapılması.

Şimdi ise yine Ahmet Takan’ın “Müflis Tüccar ne Yapar” başlıklı yazısından bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum; “Geçtiğimiz genel seçim öncesinde yoğunlaşan ittifak arayışları yerini “yeni oluşum” arayışlarına bıraktı. Seçim öncesinde ittifak yapamayan siyasetin sağ yelpazesindeki bazı partiler ve önde gelen isimleri  “yeni oluşum” için kolları sıvadı. Görüşmeler, nabız yoklamalar, el-ense hareketleri seri bir şekilde devam ediyor. Hatta bu partilerden birinde genel başkan  herkese “okyanus ötesi aleyhine demeç verme” yasağı koydu. Bu iş tutar mı? Ben onu bilemem!.. Bildiğim bir şey daha var; Çalışmalar, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in “manevi”  himayesinde yürütülüyor.”

Artık birazda  cemaat kaynaklı yazılara biraz bakalım, o cephede neler oluyor? Ancak yazılara geçmeden evvel bir iki cümleyle, konunun daha net anlaşılması açısından bir iki bilgi verelim. Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi’nden ayrılmazsından sonra iki yazı yazdım. İlkinde 11 Temmuz 2010 tarihinde yapılan Saadet Partisi kongresinde yaşanan gelişmeleri değerlendirdiğimiz, kongre evveli ve sonrası yaşananları aktardığımız yazımız, diğeri ise Has Parti kurulduktan sonra kaleme aldığımız yazı.

Has Parti kurulduktan sonra kaleme aldığımız 09.12.2010 tarihli “Değişen Sistem ve Has Parti” başlıklı yazımızdan bir bölümü sizlerle paylaşmak istiyorum; “Has Parti, neden 2011 Milletvekili Genel Seçimlerinin partisi değildir. Neden? 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kısa bir zaman sonra yapılacak olan erken Milletvekili Genel Seçimleri`nin partisidir. Çünkü Ak Parti, Recep Tayyip Erdoğan`ın şahsıyla kaim bir partidir. Erdoğan sonrası partiyi sürükleyecek karizmatik bir genel başkan partinin içerisinde görülmemektedir. Bugün Türkiye siyasetinde, Has Parti`nin dolduracağı bir siyasi boşluk bulunmamaktadır. Bu boşluğun Erdoğan`ın köşke çıkışından sonra oluşması kuvvetle muhtemeldir. Has Parti ise, Cumhurbaşkanı seçimleriyle köşke çıkacak Erdoğan`dan sonra oluşacak siyasi boşluğu doldurması için sistemin yöneticileri tarafından var edilmiştir. Elbette bu söylediklerimizin ne kadarı hayat bulacak bunu zaman gösterecek”

Mit krizinin yoğunlaştığı, tartışıldığı o günlerde cemaatin büyük ağabeylerinden Zaman Gazetesi’nin kıdemli yazarı Hüseyin Gülerce önemli olduğu kadar enteresanda olan bir yazı kaleme aldı.

Gülerce’nin 15 Şubat 2012 tarihli “Son tuzak: İktidar-Cemaat” başlıklı yazısının tümünü burada paylaşmamızın imkanı olmadığı için yazının en çarpıcı cümlesini aktarıyorum; “(...) İstenilen tek bir şey var: Temel hak ve hürriyetler, din ve vicdan özgürlüğü teminat altında olsun yeter... Halk seçtikten sonra, Türkiye’yi kim yönetirse yönetsin...”

Şimdi bu ne anlama geliyor diyenleri duyar gibiyim. Gülerce yazısında “cemaat ne istiyor?” sorusuna mukabil cevap olarak bu cümleyi yazıyor. Sanırım bu açıklamadan sonra cümlenin önemi daha iyi ortaya çıkmıştır.

Cemaat cephesinden ikinci bombayı ise Ali Bulaç patlatıyor. Gülerce’den on beş gün  kadar sonra kaleme aldığı yazıda çok önemli cümleler ve şifreler vardı.  Bulaç’ın 3 Mart 2012 tarihinde “Siyak ve Sibak” başlıklı yazısından çok önemli gördüğüm ve konumuzu aydınlatacak ve cemaatin duruşunu ifade edecek şu cümleye dikkatlerinizi çekmek istiyorum; “Biz iktidara destek vermeye devam edebiliriz, ama eleştireceğiz de. İktidar bundan hoşlanmıyor, nitekim eleştirenleri usulüne göre kenarda tutarak etkisizleştirme yolunu seçiyor, bazen "Sen bana güvenmiyor musun, eleştirerek beni zayıflatıyorsun" diye aba altından sopa da gösteriyor. Hoşlansın hoşlanmasın, yapıcı olarak ve referanslarımızdan hareketle eleştirilere devam edeceğiz. Müslümanlar asli dava ve ideallerini unutmamalı, iktidarlar gelip geçicidir, her zaman "olan"dan "daha iyisi" vardır.”

Son olarak da Zaman Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Ünal’ın yazısına bir göz atalım. 25.3. 2012 tarihinde kaleme aldığı “Has Parti’den Anayasa kampanyası” başlıklı yazısında Mustafa Ünal öyle cümleler kurdu ki sanki değişimin veya bir dönüşümün ayak sesleri gibi; “(...)Toplumun yeniliğe açık yapısı Türk siyasetini dinamik kılıyor. O yüzden bu topraklarda yükseliş ve düşüşler çok sert yaşanıyor. Seçimde birinci olan bir parti dönem sonunda son sıraya inebiliyor. Bülent Ecevit`in DSP`si bunun en iyi örneği.

Zamanın ruhuna ayak uyduramayan partilerin yeri siyaset mezarlığı. Örnek mi? O kadar çok ki... Merkez sağın iki partisi Anavatan ve DYP mesela.(...)”

Mustafa Ünal yazısında Ak Parti’nin gücünden bahsedip bazı tahlillerde ortaya koyduktan sonra konuyu Has Partiye getiriyor; “(...)Bu siyasi tablo `gelecek arayan` parti olmayacağı anlamına gelmiyor. HAS Parti, yarın hesabı yapan partilerden biri... AK Parti gibi Milli Görüş hareketinden neşet etti. Milli Görüş çok bereketli çıktı. Oradan doğan üç parti var.

İlk başlarda Numan Kurtulmuş`un Saadet Partisi`nden kopması yadırgandı. Bugün yaşananlar Kurtulmuş`u haklı çıkardı. Artık `Neden ayrıldınız, neden sabretmediniz?` sorularına muhatap olmuyor.
Numan Kurtulmuş, hayal dünyasında yaşayan biri değil, son derece gerçekçi... İdealist ama reel politiğin farkında. Önceki gün gazetede misafirimizdi, parti faaliyetlerini, siyasetten beklentilerini anlattı.

Cumhurbaşkanlığı seçimini siyasetin yeniden şekilleneceği `dönüm noktası` olarak görüyor. AK Parti`nin boşaltacağı alanı doldurmaya aday. O günün şartlarını bugünden kestirmek zor tabii.(...)”

Mustafa Ünal Has Parti’nin Anayasa çalışmalarını değerlendirdikten sonra yazımızın içinde de aktardığımız “Has Parti, neden 2011 Milletvekili Genel Seçimlerinin partisi değildir. 2012 Cumhurbaşkanlığı seçimi sonrası kısa bir zaman sonra yapılacak olan erken Milletvekili Genel Seçimleri`nin partisidir.” İddiamızı destekleyen şu cümleyle yazısını tamamlıyor; “(...)Kurtulmuş, bugün işinin ne denli zor olduğunu biliyor, o yüzden yarının Türkiye`sini yönetmeye talip.”

Tekrar hatırlayalım, Ali Bulaç özetle ne demişti, “İktidarlar gelip geçicidir, her zaman daha iyisi vardır”. Hüseyin Gülerce ise, “Halk seçtikten sonra, Türkiye’yi kim yönetirse yönetsin!”. Mustafa Ünal “Has Parti yarının partisi”. Ahmet Takan’ın söylediklerini hatırlayalım; “ Numan Kurtulmuş okyanus ötesiyle irtibat kurmaya çalışıyor”. Bunların tümüne Zaman Gazetesinin son zamanlarda Ak Parti’ye yaklaşım tarzını ve Has Parti tutumunu eklediğimizde sanırım tüm taşlar yerli yerine oturmuş olacak.

Bu Yazi 1530 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
» Hasan el-Benna: İlim ve mücadele ile geçip şehitlikle son bulan bir hayat 19 Ağustos 2013 Pazartesi 09:39:04
» Karşı Devrim Girişimi ve Mısır’ın Geleceği 18 Temmuz 2013 Perşembe 09:06:42
» Reyhanlı Mesajı 21 Mayıs 2013 Salı 13:26:24
» Erbakan’ın Ardından… 01 Mart 2013 Cuma 18:02:31
» ELLİ YILDIR SAKLADIĞIM SIR! 14 Mart 2012 Çarşamba 11:34:15
» Neden Ölülerden Daha Sessiz ve Hareketsizsiniz? 05 Şubat 2012 Pazar 17:05:01
» Üç Başlıklı Bir Yazı 25 Ocak 2012 Çarşamba 12:15:08
» Gazeteleri asla bir gazete gibi okumamalıyız 24 Kasım 2011 Perşembe 16:36:04
GÜNÜN YAZARLARİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
 Istanbul`a Ocaklı Başkan
Ülkü Ocaklarından yetişen Okan Ertorun MHP İstanbul il başkanlığına aday oldu
Hollanda Seçimlerinde Türklerin Partisi DENK 3 Milletvekili Çıkardı
Hollanda`da yapılan seçimlerde, İşçi Partisi`nden ihraç edilen Türklerin kurduğu DENK partisi, 3 milletvekilliği elde ederek seçimin asıl kazananı oldu. Türkleri ihraç edilen parti ise sandıkta büyük hüsran yaşadı.
Yeni Ford Kuga İle Harekete Geç
Yeni Ford Kuga, gelişmiş teknolojik özellikleri, etkileyici sürüş dinamikleri ve küçük hacimli 1.5 lt dizel motora eşlik eden manuel ve otomatik şanzıman seçenekleri ile Türkiye’de satışa sunuluyor.
 -1982 Anayasasına verilen “evet” ile bu günkü “evet” arasında siyah ile beyaz arasındaki fark gibi fark var
-Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Rize şube Başkanlığına seçilen Recep Taylan ilk röportajını gazetemize verdi. Taylan, Rize için ve Rize’nin sorunları için kolektif bir çalışma ile bütün kurumlarla ortaklaşa bir çalışma yapacağını ifade etti.
FOTO GALERİ
İzlenme 3430
İzlenme 8077
İzlenme 5756
İzlenme 6511
VİDEO GALERİ
İzlenme 5385
İzlenme 5610
UZMAN GÖRÜŞÜ
Rizehaber.Org sadece internet üzerinden yayin yapmaktadir. Tüm Haklari Sakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım : Rizedeyiz.Com © 2008 | Yazılım : Rizedeyiz Bilgi İşlem - Rize Toplu Mesaj - Ajans53 Sigorta - Rize Kız Öğrenci Yurdu