Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Erbakan’ın Ardından…
01 Mart 2013 Cuma 18:02:31
Yıl 1960 Ümmet ümidi kesmiş… Sonbaharın sonu diye başlayan cümlelerin hicranı ve üzüntüsünü yaşarsınız kimi satırları okurken. Nice devrik cümleler kurarak oluşturulan süslü püslü yazıların arasında kaybolur, sonunda “vay be, ne yazıymış” bile dersiniz.


 

Satırların arasında kaybolurken, edebiyatın baş döndürücü bukleleri arasında haberlerin doğruluk oranını düşünmeden inanırsınız. Oysa “Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” [1]ayetince iman edenleri Allah sorgulamaya sevk etmez mi?

1960’ların Türkiye’sinde olup ta susmak zor gelir insana. Kurtuluş savasında yendiğin zihniyetin ülkenin idaresinde olması ağır bir yük bindirir insan onuruna. Kaldıramazsın. Susamazsın… Sussan vebaldir, konuşsan asi. Ve bir emir gelir ucu bize uzak, ona bizden yakın olana dayanır. Kainatın heyecanla uyanma vaktidir artık. Çalışmalar başlamıştır. İnananların ağzında ki seda hep aynıdır. “Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar.”

İlahi Kelimetullah’ı kendine misyon edinen, edindiği misyondan kendine güç alan bir zihniyet susmayı kendine ar bilip düşmüştür yola. Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref var diyen bu ülkenin şerefli evlatları ülkenin bağrından, Muhyiddin Arabi’nin Fütuhat’ından, Osmanlının küllerinden yeniden doğmaktadır.

Dilinden düşürmediği selamlaması, huzurunda huzur bulduğu Rabbiyle, ardında meclisinde ağlamaktan bitap düştüğü ümmet sevdasıyla bitmeyen, tükenmeyen bir lider. Edindiği misyondan dolayı kartel medyanın hedef ilan ettiği bir isim. 12 Eylül ve 28 Şubatın faturası üstüne ihale edilen, en zor zamanlarda dahi dik durabilmeyi başaran bir salik.

Siyonizm’in bitirmeyi yalnızca hayal edebileceği bir beşer. Amerika’nın hegemonyasını kabul etmeyen, zalimin zulmünü yüzüne haykırmayı en büyük ibadet sayan bir lider. Tanırsınız onu, gönlünde hüzünde olsa yüzünde gülücük olur. Teşkilatı “Hoca” der ona. Onlar için sadakat şereftir. Hep de sadakat cephesinden yemişlerdir darbeyi. Dava mukaddestir. Ve bu davaya intisap nasip işidir.

2001’in yaraları sarılmamıştı ki henüz “Tayyipcilik” oynamak isteyen arka bahçenin yaramaz gençleri atağa kalktı. Kartelin zengin, şımarık, nursuz, uğursuz gençleri bizim gençlerin kanına giriyordu. Bir rüzgâra aldanıyorlar fitne ve fesat rüzgârında gözleri hak ve batılı ayırmaktan aciz kalıyordu. Bizim çocuklar ya hani kıyamıyor insan, kötüyü yakıştıramıyor hiç. Evet Mili Görüşten bahsediyorum, Efsane Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’dan.

Yaşa ki neler göresin demişler. Bir lider hayatta kaç defa ihanete uğrar ki, bir liderin kaç kere beli bükülür. Bilirim hiçbir yük liderimin belini bükemez. Siyonizm’den Amerika’ya kadar, kartelin iftiralarından tutunda kendini hoca sanan pervasızlara kadar kimler hakaret etmedi ki. Bir dönemin Başbakanıydı. Ayağı takunyalı ağzı dualıydı. Solu sağa, Sağı sola kırdırmak isteyen kuklaların oyununa gelmedi. Efsaneydi herkes kabul ederdi ama ayağı takunyalı bir Başbakan görmek, gözlerinde at gözlüğü ile dolaşanların kinini artırdı.

Masonların locasına… diye başlayan marşı duyunca nutukları tutulan ağababalar, Siyonist köleler tedirgin oldular. Havuz modelinden korkan rantiyeciler hortumları kesilince yolunu şaşırmış fareye döndüler. İslam Birliğinin temelleri atıldığı günlerde Hıristiyan birliği iflasın eşiğinde olduğunu anlamaktaydı. Tek çare Sadâkat’in Sultanı yüksekten düşmeliydi. Heyhaaat…

*** *** ***

Heyhat ki… Heyhatım’a imdat edecek yok… İnançlıydı benim liderim. Zulme uğrayan karınca dahi olsa haykırırdı. Masonların hûma kuşu olduğu ülkede inancın sancağını dalgalandırmak için çalışıyordu. İmam Hatipler kuruluyor, medreseler şahlanışını yaşıyordu. Ümmü Haram Binti Milhan R.Ha’nın[2] diyarında ki edepsizliğe göz yumamayınca gözleri çakmak çakmak Kıbrıs’ı işaret ediyordu. Tarih onu Kıbrıs’ın Fatihi olarak yazacaktır. Şüphe yok…

Fabrika kuran fabrikaların temeli atılınca ülkem cûşa geldi. Yerli otomobil fabrikaları revaçta olduğu bir zaman da Erbakan ismi“Gönüllerinde Fatihi” olmuştu.

Başörtüsünü namus sayan hareket, kirli eller uzanınca istifa ettiriliyordu. “Huma uçti yerine koydular bumi, Görenler dediler hayfa huma dedikleri bumi”.

Oysa bugün ne kadar acıdır ki; Kıbrıs denildiğinde elinden geldiğince engellemeye çalışan Ecevit Kıbrıs’ın Fatih’i gösteriliyor. Devrimin filmlerinde ismi dahi anılmayan Erbakan “İnsana sadakat yakışır görse de ikrah, doğruların yardımcısıdır Hazret-i Allah” inancının akaidini dillendiriyordu.

Sağ ve solcuların kelle koltuk gezdiği bir devirde, aynı kaldırımı dahi kullanmayan grupların liderleri akşamları bir masada toplanıp kirli oyunlarını millete empoze etmekteydi. Akabinde yönlendirdikleri grupların önünü alamayan bedbaht, basiretsiz liderler çözümü liselerin dahi koridorlarında askerlerin nöbet tutmasıyla çözecekleri zannına kapılmışlardı. Hakkı savunan ve farkı olan lider “ Her öğrencinin başına bir asker dikeceğinize, her öğrencinin kalbine Allah korkusunu yerleştirelim” diyordu.

Sultan Fatih olmadan… Milli görüşü anlayamazsınız sözünü zalimlerin suratına bir şamar gibi indirirken, güzel ülkemin fedaileri Fatihini bulduklarını anlıyordu. Ama dönem Cennet mekan Abdülhamit Han’ın dönemiyle tekerrür ediyor, dönemin üst zevatı dahi Hocamı anlamaktan aciz kalıyordu. Mükemmel bir dehaya sahip olan lider onlar için “Benim düşündüklerimi onlar hayal bile edemezler”[3] diyerek acizliklerini ifşa etmekteydi.

Darbeler, muhtıralar, dönmeler… Hortumları kesilen rantiyeciler sokaklara dökülüyor, Erbakan hocayı baz alan esfele safilin gruplar İslam’a sataşıyor, başörtüsü üzerinden prim yapıyorlardı. Üniversitelerin önünde ikna odaları açan meşrebi bozuk, nasipsiz dönmeler yaptıkları icraatlarla Milli Görüş iktidarına zarar vereceklerini düşünürlerken; “ Siz hiç akletmez misiniz” ayetinin onlar için de tecelli edeceğini akletmekten gafil kalıyorlardı.

Adil Düzenin savunucusu bıkmadan usanmadan, hem din düşmanlarıyla hem de ferasetsiz Müslümanların sataşmalarıyla uğraşmaktaydı. Bir beden buna nasıl dayanır? Misyonunu tamamlayan siyasiler uşaklıklarını yaptıkları yerlerin talimatıyla bir bir dökülürken, muhterem Lider misyonunu savunmakla şeref bulduğu İslam davasının dinlenme yerini mezar olarak gösteriyordu.

Kartel medya, bu görüşün her bireyiyle bir bir ilgileniyor, ağına düşürebileceği balıklar için çaba sarf ediyordu. Yer belliydi, arka bahçenin top oynayan çocuklarına sataşmak en iyi yol olarak belirlenecekti. Arınç’lar, Gül’ler, Erdoğanlar… Milli Görüş hareketinin bir sonuç alamayacağı için değil, bu harekette kendileri bir yere gelemeyecekleri için ayrıldılar.

Daha acısı, Tayyibcilik oynamak isteyen Numanistler Genel Başkanlığa getirilmelerine rağmen arzularının ve kendi ifadeleri ile ihtiraslarının esiri oldular. Ne yazıktır ki sadık kalmayı vesayet gören zihniyet 2-3 şakşakçının gazına geldi.

Bir Mü’min aynı delikten ikinci kez ısırılmaz”[4] hadisi mucibince Milli Görüş camiası ne Numan Kurtulmuş’un peşinden gider nede Numanistlerle bölündü görüntüsünün yaşanmasına izin verir. Ama kartel medya şişirilmiş ve romantikleştirilmiş görüntüsü ile masum rolünü biçecektir elbette Numan Bey’e. Ne güzel diyordun, Harun gibi gelip Karun gibi gitmeyeceğim. Çok hoşumuza gitmişti sadakat sözün. Ama gördük ki Harun gibi gelip “Samiri”[5] gibi gidiyorsun. Hak bir topluluğun içinde batılın tayin ettiği yolda yürüyorsun. Oysa Musa Tur-i Sina’ya çıktığında ümmetini Harun’a teslim etmişti. Giderken batıla uyma diyordu Musa. Milli Görüşü sana teslim etmişti Liderin. Liderin Musa gibi sağlamdı ama sen Harun gibi sadık kalamadın. Samiri oldun, ilk sen koşuyordun. Yüreğindeki kıvılcımı hizmet sanıyordun. Evet hizmet ama neye nereye…

*** *** ***

Nereye bu gidiş, nereye böyle… Masonların yüzlerindeki mutluluk ifadesini görebilirsin. Ama sen ruhun ve vicdanınla hep gel gitte kalacaksın. Çocuklarına anlatacak utanç verici hikâyelerin olacak. Asla kimseden sadakat bekleyemeyeceksin. Sadık olamayanlar Ebubekir (r.a)’ı anlamadan giderler. Ne sadakat gösterebilirler nede sadakat görebilirler. Dünya tamahkârlığından utanıp ta dönüş yolunu tuttuklarında ancak tövbe secdeleri kurtuluş reçeteleri olacaktır. Yüzünüz kızarık, yerde dolaşacaksınız ilk zamanlar ama alışmanızın gerektiğini fısıldayacaklar size. Haklı olduğunuza bir zaman sonra siz bile inanacaksınız. Bir gün gelecek başınızı kaldırdığınız zaman Kabil’in vicdan azabını yaşayacak, kargayla olan kılavuzluğunuzdan utanacaksınız. Pişman olup kuyularda Yusuf’u ararken, kuyuda hapsolmuş ruhunuzu bulacaksınız. Arkanızdan sizin için “Fe eyne tezhebun” “(peki hal böyleyken) nereye gidiyorsunuz”[6] ayetindeki mealin yankılarını hissedecek, kuyularda Yusuf’suz kalacaksınız.

*** *** ***

Sağlam teslimiyet. Bağlansan belden, gel bir buluşalım yahu nerdesin? Urvetül Vuska[7] Seni Besmele ile meclisin kürsülerinden tanırız, Hak davada hak sözlerinle, batılı zail olmaya mahkum edişinden tanırız. Masonik sistemin ve kuklalarının kartel medyasında ithaf edilen sözler alçaklıklarının ifadesidir. Açtığın yolda feraset sahipleri sadıktır sana. Çünkü onlar Allah’ın nuru ile müşahede ederler. Ve şükrederler…

Övündükleri ve hiç yüzlerini kızartmayan bir liderleri vardır. Lidere sadakat yakışır. Hocam, Samiri’ler ruhlarındaki kirleriyle dökülsün bir bir, anlaşılan o ki devir budama devridir. Gidenlerin yerine sağlam Mücahitler filizlenir. Sen bizim liderimizsin. Gönlümüzün Fatih’i, beynimizin Abdülhamit’isin. Bizlerin sen gibi, Kuran’ın ifadesiyle “Ürvetül Vuska” lara ihtiyacı var. Ruhumuzun Hüseynisin. Küfe’den gelen mektupların sahiplerinin, sözlerinden döneceklerini bilmesine rağmen, gitme diyenlere “Gitmeyip de mahşerde, ‘imdat isteyenlere neden el uzatmadın’ diye sorulunca cevap veremem” deyişi gibi. Mahzunluğumuzun Ömer’isin, zulme sessiz kalamayışınla. Hocam, Sen bu ümmetin lideriydin. “Gerçek şu ki,doğruluk sapıklıktan apaçık ayrılmıştır.Artık kim tağutu tanımayıp onu inkar ederse ve Allah’a inanırsa,o, (Urvetül Vuska) sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Onun kopması imkansızdır.Allah işitendir, bilendir” [8]

Kaynak :

[1] Hucurat 6

[2] Peygamber Efendimiz s.a.v. halası. Kıbrıs’ta meftundur.

[3] Prof. Dr. Necmettin Erbakan

[4] Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63

[5] Musa a.s kavminde fesat çıkartan kişi

[6] Tekvir 26

[7] Sağlam Kulp

[8] Bakara 256




Bu Yazi 1076 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
» Hasan el-Benna: İlim ve mücadele ile geçip şehitlikle son bulan bir hayat 19 Ağustos 2013 Pazartesi 09:39:04
» Karşı Devrim Girişimi ve Mısır’ın Geleceği 18 Temmuz 2013 Perşembe 09:06:42
» Reyhanlı Mesajı 21 Mayıs 2013 Salı 13:26:24
» 2015`in Başbakanı Numan Kurtulmuş (mu) 22 Mayıs 2012 Salı 11:50:58
» ELLİ YILDIR SAKLADIĞIM SIR! 14 Mart 2012 Çarşamba 11:34:15
» Neden Ölülerden Daha Sessiz ve Hareketsizsiniz? 05 Şubat 2012 Pazar 17:05:01
» Üç Başlıklı Bir Yazı 25 Ocak 2012 Çarşamba 12:15:08
» Gazeteleri asla bir gazete gibi okumamalıyız 24 Kasım 2011 Perşembe 16:36:04
GÜNÜN YAZARLARİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
 Istanbul`a Ocaklı Başkan
Ülkü Ocaklarından yetişen Okan Ertorun MHP İstanbul il başkanlığına aday oldu
Hollanda Seçimlerinde Türklerin Partisi DENK 3 Milletvekili Çıkardı
Hollanda`da yapılan seçimlerde, İşçi Partisi`nden ihraç edilen Türklerin kurduğu DENK partisi, 3 milletvekilliği elde ederek seçimin asıl kazananı oldu. Türkleri ihraç edilen parti ise sandıkta büyük hüsran yaşadı.
Yeni Ford Kuga İle Harekete Geç
Yeni Ford Kuga, gelişmiş teknolojik özellikleri, etkileyici sürüş dinamikleri ve küçük hacimli 1.5 lt dizel motora eşlik eden manuel ve otomatik şanzıman seçenekleri ile Türkiye’de satışa sunuluyor.
 -1982 Anayasasına verilen “evet” ile bu günkü “evet” arasında siyah ile beyaz arasındaki fark gibi fark var
-Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Rize şube Başkanlığına seçilen Recep Taylan ilk röportajını gazetemize verdi. Taylan, Rize için ve Rize’nin sorunları için kolektif bir çalışma ile bütün kurumlarla ortaklaşa bir çalışma yapacağını ifade etti.
FOTO GALERİ
İzlenme 3314
İzlenme 7968
İzlenme 5654
İzlenme 6418
VİDEO GALERİ
İzlenme 5271
İzlenme 5506
UZMAN GÖRÜŞÜ
Rizehaber.Org sadece internet üzerinden yayin yapmaktadir. Tüm Haklari Sakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım : Rizedeyiz.Com © 2008 | Yazılım : Rizedeyiz Bilgi İşlem - Rize Toplu Mesaj - Ajans53 Sigorta - Rize Kız Öğrenci Yurdu