Oysa ki bu isimler hakkında Meclis’i devirmekten haraç toplamaya kadar çok ağır suçlamalar var.Peki bu kadar ağır suçlar isnat edilen şahıslar nasıl oluyor da milletin vekilliğine talip olabiliyor..Yasal düzenlemelerle meclise girmeleri baştan engellenseydi bu süreçler yaşanıp ülkemiz bu tehlikeli gerilimleri yaşar mıydı.?Sonuçta bu vekiller özlük haklarını kaybetmeseler de alınacak kararlarda, verilecek yasa tekliflerinde söz sahibi olamayacak,kendilerinden asıl bekleneni de gerçekleştiremeyecekler..Buna mukabil maaşlarını tıkır tıkır alıp ,iki yıl sonra da emeklilik hakkı kazanarak bir kenara çekilecekler..Kazanan kim, kaybeden kim..?
Bakınız bu konunun bam teli isnat edilen suçların’ağırlığı’dır..Anayasanın 14.ve 83’üncü maddeleri Anayasa’ya, Devlet ve hükümete karşı işlenen suçlara milletvekilliği dokunulmazlığı tanımıyor.9 tutuklu milletvekili bu suçu işlediği iddiasıyla yargılanıyor.
Diğer taraftan BDP’ li bağımsızlar talimatları Öcalan’dan aldıklarını açıkça beyan ederken,Öcalan hükümetle ‘sözleşme aşamasına’ geldiklerini söyleyecek kadar pervasızlaşabiliyor.. Peki hükümetin tavrı neden bu kadar pasif..?
Oysa daha yeni biten seçim çalışmalarında ne kadar da istekli ve girginlerdi..Başbakana ‘balkon’ konuşmasında ‘helallik’ istetecek hararetli diyalog ve tepkileri milli menfaatlerimiz adına ve milli birliğimizi kastedenlere karşı gösterilmesini istemek ‘aşırı’ ve ‘haddi aşan’ bir talep olarak algılanmaz diye düşünüyorum..
Çözüm yerinin meclis olduğu başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere dillendirilse de gelinen aşamada ve yapılan dayatmalarla nasıl şekillenecek tam bir muamma..
Bir kere karşınızda iyi niyetli bir oluşum yok..Destek verenlerin de kimler olduğu aşikar bir şekilde biliniyor..Amaçlarını çekinmeden dillendirdiklerine şahit olurken siz bu kangren olmuş yarayı ‘demokrasi’ adına çözeceğinizi söylerken ve kangren olmuş yaraya ne tür bir müdahalenin yapıldığı herkesçe malumken reel ve ülkemizin menfaatlerine olacak çözüm ve uygulamaları neden hala açıklamıyorsunuz..? Otuz bin kişinin katili avukatları aracılığıyla terör örgütünü rahatça yöneterek ülkeye açıktan meydan okuyup tehditler savururken siz hala ‘light’ takılırsanız çok ‘hard’ neticeler alırsınız..Bölge ülkeden koparılıncaya kadar mücadeleleri devam edecektir..
Bölgenin terör ve yoksulluğun kucağına itilmesi bölge halkını farklı arayışlara itmiştir...Siz otoritenizi tam manasıyla yerleştiremezseniz başka otoriteler gelir ve yerleşir..Size düşen de ‘pazarlık ve uzlaşma çabaları’ olur..Açılım değil,yatırım..Bölgeye yapılacak ‘eğitim ve yatırım’ desteği bölgeyi ayağa kaldırabilir..Gavurun ekmeğini yiyen gavurun kılıcını kuşanır demiş atalarımız..Biz gavurun ekmeğini(dışa bağımlılığımız) yemeğe devam ettiğimiz müddetçe ‘tahakkümlerin’ ardı arkası kesilmeyecektir..Gelinen nokta ‘milli egemenliğimiz’ bile olsa..


















