Karakter boyutu :
Metni küçült
Metni büyüt
Üç Başlıklı Bir Yazı
25 Ocak 2012 Çarşamba 12:15:08
Uludere`de 34 insanımızın hayatını kaybettiği olaydan kısa bir zaman sonra, Genelkurmay Eski Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ tutuklanıp cezaevine gönderildi.

Orgeneral Başbuğ’un tutuklanmasıyla, normal mahkemelerde mi yoksa yoksa Yüce Divanda mı yargılanacağı? Başbuğ’un nerede yargılanacağı  hususunda karar verecek olan yer neresi? Soruşturmayı başlatıp mahkemeye sunan savcıların bilgi eksikliği mi var? İddianame önüne geldiğinde hakimler bu dava bizi ilgilendirmez diyebilir mi? Bu ve benzeri bir çok soru etrafında konuşuldu, dolaşıp duruldu.  Her zaman ki gibi ilgilisi de ilgisizi de, bilgilisi de bilgisizi de fikir beyanında bulundu. Dolayısıyla, Başbuğ’un tutuklanmasıyla Türkiye’nin gündemi  anında değişti, Uludere olayı anında unutuldu/ unutturuldu.

Uludere’ de ki olayın oluşunu ve sonrasını günümüze kadar değerlendirdiğinizde bir çok garipliklerle karşılaşıyorsunuz. Bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.

·         Hükümet olay duyulduğunda açıklama yapmakta tedirgin davrandı ve geç kaldı. Gelen açıklama ise kimsenin içine sinmedi. Açıklama tek cümleden ibaretti, “ istihbarat hatası”.

·         Sonra  istihbarat bilgisinin MİT’ten geldiği iddia edildi. MİT bir açıklama yaparak istihbaratın kendisinden gelmediğini ifade etti. Peki o zaman istihbarat kimden gelmişti? Bölgede İHA ile istihbarat toplayıp istedikleri bilgileri bizimle paylaşan ABD tarafından mı bu istihbarat bilgisi gelmişti? Bir türlü öğrenilemedi.

·         Olaydan 10 gün kadar evvel Suriyeli terörist Fehman Hüseyin’in, bir grup PKK’lı ile sınırdan geçeceği bilgisi alınmıştı. Bu bilgiye rağmen neden önlem alınmadı?

·         Olaydan  yaralı kurtulan köylünün anlattıkları ile yetkili ağızların verdiği bilgiler çelişiyor. Yetkililer köylülerin PKK’lı sanıldıkları  için uçaklar tarafından bombalandıklarını ifade edilirken, yaralı köylü  “önce etrafımızı sardılar, PKK’lı olmadığımızı, köylü olduğumuzu, ticaret için K.Irak’a geçtiğimizi askerlere söyledik…” diyor. Etrafları sarılmıştı, karşı koyacak durumda ve niyette değillerdi. Tutuklama imkanı varken neden tutuklanmayıp bombalandılar? Yaralı köylü mü, yetkili ağızlar mı doğru söylüyor?

·         Mazlum- Der öncülüğünde bazı İslami kuruluşlar bölgeye gittiler. Yaptıkları çalışmayı 18.01.2012 tarihinde bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdular. Basın açıklamasında söz alan Özgür- Der Genel Başkan Yardımcısı Kenan Alpay, “…Başbakan Yardımcısı ve diğer yetkililer köye hiç gelmedi, jandarma komutanlığının yanında ki korucu başı evinde sadece korucularla taziye yapıldı, ve maktul yakınlarından hiçbir aile ile görüşülmedi…”  çarpıcı ifadeleri kullandı. Sarf edilen bu cümleler,  üzerinde düşünülmesi gereken bilgiler içermekle beraber , hükümetin Uludere olayında  gizlediği, söylemek istemediği bazı hususların olduğu düşüncesine zihinleri sevk ediyor.

Şunu açıkça ifade edebiliriz ki, Uludere olayından 15 gün kadar sonra gerçekleşen Başbuğ’un tutuklanması,  Uludere olayını unutturmuştur. Unutturulma – olayın seyrini de göz önünde bulundurduğumuzda- bilinçli bir hareket olduğu kanaatine varıyoruz.

Devlet Uludere olayına gereken ihtimamı  göstermemiştir. Olayın nasıl olduğuna dair bir çalışma yapma niyetinde de değildir.

 

Güneydoğu’da Yeni  Siyasi Oluşum ve Hizbullahın Geri Dönüşü

Güneydoğu, her zaman Türkiye’nin en hareketli bölgesi olmuştur. Terör eylemleriyle, yürüyüşlerle, mitinglerle, eylemlerle ve vs.  ile Türkiye’nin en hareketli ve en çok konuşulan bölgesidir.

Bölge, son zamanlarda farklı bir hareketlilik yaşıyor. Bölgede, yeni bir siyasi oluşumun çalışmaları başladı.  Oluşumun içinde bazı dindar Kürtler, eski siyasetçiler, aşiretler, Ak Partiden bu dönem seçilemeyen  eski milletvekilleri, BDP’nin güvercin kanadından bazı isimlerde yer alıyor.

Hareketin başını bölgenin etkin isimlerinden, eski siyasetçi Haşim Haşimi çekiyor. Haşimi, Türkiye ile K.Irak Kürt Yönetimi arasında ilişkilerin düzeltilmesinde çok etkili bir rol oynamıştı. Haşimi, Güneydoğunun en köklü ailelerinden birine mensup. Cizre Belediye Başkanlığı ve 20 ve 21. Dönem Diyarbakır Milletvekilliği yapmış. TBMM’de kurulup, 2 yıl süren Göç Araştırma Komisyonunun başkanlığını da yapan Haşimi, Ak Partiye yakınlığıyla tanınıyor.

Kurulacak olan yeni partide görev alması muhtemel isimlerden biride, açılım sürecinde önemli rol oynayan Ak Parti Diyarbakır Eski Milletvekili Abdurrahman Kurt.

Yeni parti kurulmasına sıcak bakan ve kendi içinde istişare yapan bazı cemaatlerin ve siyasallaşan grupların olduğu söylenenler arasında.

Kürt siyasetçi Kemal Burkay ve Hak- Par Lideri Bayram Bozyel’in de yeni oluşumda yer alabileceği konuşulanlar arasında.

Diğer taraftan kendi aralarında konuyu istişare yapıp bölgede ziyaretlerde bulunan DEP’de bir dönem siyaset yapan, Kürt sorununun daha ileri politikalarla dile getirilmesini savunan BDP’nin  güvercin kanadından önemli isimlerin olduğu da söyleniyor.  DEP ve PKK tarafından üstü çizilen  BDP’lilerin, 31 yıldır yaşadığı İsveç’ten Türkiye’ye dönen Kemal Burkay ve Bayram Bozyel ile görüşmek istedikleri, fakat uygun bir zamanın beklendiği ifade ediliyor.

Bu oluşum sonuçlanır mı? Bilinmez. Ama eğer sonuçlanır ve parti kurulursa bölgede BDP’yi etkileyeceği gibi Ak Partiyi’de etkileyecektir. Hatta Ak Partiyi, BDP’den daha çok etkileyecektir.  Anlaşılan, Ortadoğu’da dengeler değiştiği gibi Güneydoğu’da da dengeler değişiyor.

Buna ek olarak şunu ifade edebiliriz, örgütler kuruluşunda, kurulduklarını, amaçlarını, ideolojilerini ve metotlarını bir manifesto yayınlayarak duyururlar. Hizbullah, 1979 yılında kurulduğunda istisnai bir hareket sergileyerek bir manifesto yayınlamamıştı. Hizbullah’ın manifestosu tam 32 yıl sonra, 18.01.2012 tarihinde geldi. Kendi internet sitelerinde yayınladıkları 10 küsur sayfalık manifesto, ilginç bilgilere haiz. Bunu başka bir yazıda kaleme almak gerekir. Fakat değinmemiz gereken mesele şu; Hizbullah yöneticileri Yargıtay’ın bir kararı münasebetiyle serbest kaldılar, sonra  yurt dışına kaçtılar. Seçimlerde  Güneydoğuda etkin bir rol oynadılar. Güneydoğu’da yeni bir siyasi oluşumun çalışmaları var ve bu çalışmalar devam ederken Hizbullah, 32 yıl evvel yapması gerekeni yaptı ve bir manifesto ile geri döndüğünü ilan etti.  Sizce de bölgede ki dengeler değişmiyor mu?

 

 

 

Rize Teknosa’da Namaz Yasağı

Bir çok alanda baskı ve kısıtlamalardan dolayı fikir ve inanç özgürlüğü ülkemizin sık sık gündemine gelir.  Birde bakarsınız ki, fikirlere saygısı olmayan, yasakçı bir kafa yapısına sahip kişiler dahi din, inanç ve fikir özgürlüğünü savunuyor.

Fikir özgürlüğü temelde, örgütlenme özgürlüğünü, tedris özgürlüğünü, yaşama özgürlüğünü ve ifade özgürlüğünü kapsar.  Bu temel özgürlükler her bireyin hakkıdır ve engellenmemesi icap eder. Ayrıca bu özgürlükler, uluslar arası hukuk metinlerinde koruma altına alındığı gibi Anayasa ve diğer hukuk metinlerinde de koruma altına alınmalıdır. Bu özgürlüklerden fertleri mahrum bırakmak hukukun dışına çıkmak olduğu gibi, insan haklarına saygısızlık, ceberutluk, yobazlık olarak da değerlendirilmelidir. Kaldı ki ibadet özgürlüğü insan haklarının en temel umdelerinden birisiyse ki birisidir, bunu ihlal insan haklarını ihlaldir, yani zulümdür.

Türkiye’de ve yurt dışında, inançlarını ifade etmekte ve yaşamakta Müslümanlar bir çok sıkıntılar ve baskılar görmüştür. Mesela, Toyota ve Can bebe  fabrikalarında namaz kılmayı yasaklamıştır. Merinos halı fabrikasında çalışan işçilere namaz kılmayı diğerleri gibi yasakladıktan sonra, bir adım daha ileri giderek Merinos Halı`nın sahibi İbrahim Erdemoğlu "Cuma namazları dahi olsa hiçbir şekilde namaza izin vermem. İbadetler kesinlikle işletme dışında olur. İşletme bir ibadethane değildir. İşletmede inanç olmaz. İşletmede iş yapılır"" açıklamasıyla durduğu noktayı ve kafa yapısını ortaya koymuştur.

Şimdi bu yasakçı ve insan haklarını ihlal eden, özgürlük düşmanı zihniyet Rize’de hortlamış. Rize Teknosa’ya   iş başvurusunda bulunan bir gencimiz, yetkiliye namaz kılanlara izin verilip verilmediğini sorar. Aldığı yanıt ise “hayır” cevabıdır. Bunun üzerine bu arkadaşımız Teknosa’da çalışma fikrinden vazgeçer.  Bazı arkadaşlarımız twitter üzerinden bu yasakçı zihniyeti Teknosa merkezine bildirir. Merkezden gelen bilgi ise, Merinos  Halı Fabrikası sahibinin yaptığı açıklamanın bir benzeridir. Teknosa’nın twitter üzerinden yapılan şikayetlere "çalışanlarımıza izin saatleri içerisinde herhangi bir konuda kısıtlama getirilmemektedir" cevabını verir. Dolaylı bir yolla işyerlerinde namaz kılmanın yasak olduğunu ifade etmektedir. Aldığımız  bilgilere göre  Cuma namazına gitmek isteyen çalışanlara da izin verilmemektedir.

Allah aşkına Merinos Halı camilerin halılarını döşerken hiçbir hassasiyet gözetmiyor, Teknosa  bilgisayar satımında dinli dinsiz, namazlı namazsız ayırımı yapmıyor. Peki çalışanların ibadet hürriyetleri söz konusu olunca bu yobazlık, bu gericilik, bu insan haklarına saygısızlık nedir?

Umarım bu yanlış uygulamadan vazgeçilir.

 

Bu Yazi 1252 kez okundu
  UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Toplam (0) adet yorum eklenmiştir.
» Hasan el-Benna: İlim ve mücadele ile geçip şehitlikle son bulan bir hayat 19 Ağustos 2013 Pazartesi 09:39:04
» Karşı Devrim Girişimi ve Mısır’ın Geleceği 18 Temmuz 2013 Perşembe 09:06:42
» Reyhanlı Mesajı 21 Mayıs 2013 Salı 13:26:24
» Erbakan’ın Ardından… 01 Mart 2013 Cuma 18:02:31
» 2015`in Başbakanı Numan Kurtulmuş (mu) 22 Mayıs 2012 Salı 11:50:58
» ELLİ YILDIR SAKLADIĞIM SIR! 14 Mart 2012 Çarşamba 11:34:15
» Neden Ölülerden Daha Sessiz ve Hareketsizsiniz? 05 Şubat 2012 Pazar 17:05:01
» Gazeteleri asla bir gazete gibi okumamalıyız 24 Kasım 2011 Perşembe 16:36:04
GÜNÜN YAZARLARİ
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
 Istanbul`a Ocaklı Başkan
Ülkü Ocaklarından yetişen Okan Ertorun MHP İstanbul il başkanlığına aday oldu
Hollanda Seçimlerinde Türklerin Partisi DENK 3 Milletvekili Çıkardı
Hollanda`da yapılan seçimlerde, İşçi Partisi`nden ihraç edilen Türklerin kurduğu DENK partisi, 3 milletvekilliği elde ederek seçimin asıl kazananı oldu. Türkleri ihraç edilen parti ise sandıkta büyük hüsran yaşadı.
Yeni Ford Kuga İle Harekete Geç
Yeni Ford Kuga, gelişmiş teknolojik özellikleri, etkileyici sürüş dinamikleri ve küçük hacimli 1.5 lt dizel motora eşlik eden manuel ve otomatik şanzıman seçenekleri ile Türkiye’de satışa sunuluyor.
 -1982 Anayasasına verilen “evet” ile bu günkü “evet” arasında siyah ile beyaz arasındaki fark gibi fark var
-Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Rize şube Başkanlığına seçilen Recep Taylan ilk röportajını gazetemize verdi. Taylan, Rize için ve Rize’nin sorunları için kolektif bir çalışma ile bütün kurumlarla ortaklaşa bir çalışma yapacağını ifade etti.
FOTO GALERİ
İzlenme 3433
İzlenme 8082
İzlenme 5759
İzlenme 6515
VİDEO GALERİ
İzlenme 5388
İzlenme 5614
UZMAN GÖRÜŞÜ
Rizehaber.Org sadece internet üzerinden yayin yapmaktadir. Tüm Haklari Sakları Saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Görsel Tasarım : Rizedeyiz.Com © 2008 | Yazılım : Rizedeyiz Bilgi İşlem - Rize Toplu Mesaj - Ajans53 Sigorta - Rize Kız Öğrenci Yurdu